PARA KREDİ
Saturday, August 08, 2009
Wednesday, July 22, 2009
Beşiktaş'ta yeni transfer!

Türkiye’yi Şampiyonlar Ligi’nde temsil edecek olan Beşiktaş’ta transfer çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Kadrosunu Matteo Ferrari, Michael Fink, İsmail Köybaşı, Rıdvan Şimşek, Erhan Güven’le güçlendiren ve Nihat Kahveci’yle de her konuda anlaşmaya varan Siyah-Beyazlılar transfere doymuyor. Teknik direktör Mustafa Denizli’nin raporu doğrultusunda hareket eden Kara Kartallar’da sıcak gelişmeler yaşanıyor. İşte, Beşiktaş’ın transferlerinde son dakika...
River’la kıran kırana pazarlık
“Yeni Messi” olarak lanse edilen Diego Buonanotte için Beşiktaş beklemede... Yıldız oyuncunun bonservisi için 7 milyon Euro isteyen River Plate’e yapılan teklif, 6.2’ye kadar yükseltilmiş ve beklemeye geçilmişti. Ayrıca 20 yaşındaki genç futbolcuyla da anlaşma sağlanmıştı. Artık River Plate’deki görevini tamamladığını açıklayan Buonanotte de İstanbul’a gelmek istiyor. Şampiyonlar Ligi’nde kendisini göstermeyi planlayan Arjantinli de kulübünden bonservisi için anlayış bekliyor. 1.57 boyundaki Diego Buonanotte, 2008 Pekin Olimpiyatları’nda Arjantin Milli Takımı’nda görev yapmış ve altın madalya kazanmıştı.
Kara Kartal sonsuza uçtu

Beşiktaş’ın efsane futbolcularından Vedat Okyar, kanser tedavisi gördüğü hastanede dün sabaha karşı hayata veda etti.
Beşiktaş’ın efsane futbolcularından Vedat Okyar, dün sabaha karşı hayatını kaybetti. Bir süredir kolon kanseri tedavisi gören 64 yaşındaki Okyar, iki hafta kadar önce durumu ağırlaştığı için yoğun bakım ünitesine alınmıştı.
1945 yılında Bursa’da doğan Vedat Okyar, futbola da doğduğu şehirde başladı. Babasının Beşiktaş’ta yöneticilik yaptığı 1968 yılında siyah-beyazlılara transfer olan başarılı oyuncu, 1976’ya kadar Beşiktaş’ta forma giydi ve kaptanlığa kadar yükseldi. 253 maçta Kara Kartal’ın formasını giyen Vedat Okyar, kariyeri boyunca kullandığı 43 penaltının 42’sini gole çevirerek akıllara kazındı. 42 yaşına kadar futbol oynamaya devam eden kaptan, futbol hayatı boyunca hiç sakatlık yaşamayarak da ne kadar iyi bir profesyonel olduğunu kanıtladı.
Futbolu bırakmasının ardından 1981’de spor yazarlığına başlayan Okyar, tarafsız yazıları, beyefendi kişiliği ile taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazandı. Futbolculuğu dönemindeki centilmenliği ve profesyonelliği; spor yazarlığı yaptığı yıllarda ise eşsiz yorumları ile gönüllerde taht kuran kaptan, son zamanlarda herkesin ağzına sakız ettiği ama ne anlama geldiğini bilmediği ‘Beşiktaşlılık Duruşu’nun da son temsilcilerindendi.
Beşiktaş tarihinin efsaneleri Şeref Bey, Baba Hakkı gibi isimler kadar saygı duyulan Vedat Okyar, hayatı boyunca spordan para kazandı. Kendisiyle yapılan röportajlarda, başka hiçbir iş yapmayı bilmediğini açık yüreklilikle söyleyen kaptan, hastalığının ilk dönemlerinde kendisini iyileştirebilecek tek şeyin Beşiktaş’ın şampiyonluğu olduğunu söylüyordu. Geçen sezonki şampiyonluğu ve kupa zaferini yaşayan Okyar, hayata tutunamadı belki ama Beşiktaş’ının zaferleriyle mutlu ayrıldı aramızdan. Şimdi, hangi renge gönül vermiş olursa olsun her taraftar, büyük kaptanın arkasından üzülüyor. Yeri asla dolmayacak olan ‘Güzel Adam’, gittiği yerde de Beşiktaş’ını izlemeye devam edecek.
Limon isteğine ilginç tepki
Vedat Okyar, eşinin hayatında ne kadar önemli bir yerde durduğunu açık yüreklilikle belirtiyordu. “O olmasa ben yokum” diyen Okyar, geceleri gittiği yerlere para ödemediğini, ertesi gün eşinin tek tek dolaşıp paraları ödediğini anlatıyordu. Ev işi yapmayı sevmediğini belirten kaptan, evlendiği gün karısına ondan iş istememesini söylemiş ancak bir gün eşinin bakkaldan limon almasını istemesiyle fazlaca sinirlenmiş. Evden çıkan Okyar, tam 15 gün Yalova’da bir termalde kaldıktan sonra elinde limonla eve dönmüş.
Üslubu benzersizdi
Vedat Okyar, kendine has bir üsluba sahipti. Beşiktaş’ın Norveç ekibi Valerenga ile yapacağı karşılaşmadan önce rakip takım için “Bunlardan futbol takımı olmaz. Olsa olsa iyi bir işçilikle oturma odası takımı olur” demişti. Bir başka sefer ise hatalı gol yiyen kaleciye “Mektup yazsan yirmi günde gelecek yerden gol yenmez” diyerek kızgınlığını dile getiriyordu. Sürekli eleştirdiği Ricardinho’ya ‘robdöşambr’ benzetmesi yapmıştı.
“Ben spor yazarı değilim. Eski bir futbolcuyum, naçizane futbol yazıları yazmaya çalışıyorum. Beşiktaşlı olduğum için de Beşiktaş’ın futbolunu yazıyorum” diyen Okyar, yönetimini beğenmediği bir hakeme de “O düdüğü bırak, git zurna çal” diyordu. Kaptana bir maçta hakem gelir ve “Tekme attın mı” diye sorar. “Attım hocam” der, hakem Okyar’a, “O zaman çıkmak zorundasın” deyip kart gösterir, o da “Peki hocam” der çıkar. Konuyla ilgili “Ne yani, hakeme Beşiktaş formasıyla yalan mı söyleyecektim utanmadan” demiştir.
Labels: adam, beşiktaş, futbolcu, gazete, güzel adam, kartal, sporcu, vedat okyar, yazar
Kartal kanatlandı

Beşiktaş Cola Turka, dış transferde yeniden atağa kalktı. Siyah-beyazlılar, Engin Atsür ve Brad Newley ile anlaştı.
Potada Beşiktaş Cola Turka, son şampiyon Efes Pilsen'in oyun kurucusu Engin Atsür ile anlaştı. Yola antrenör Burak Bıyıktay ile devam etme kararı aldıktan sonra Amerikalı pota altı oyuncuları Lonny Baxter ve Kevin Fletcher'ı transfer eden siyahbeyazlılar, oyun kurucu pozisyonunu Atsür ile güçlendirdi. Beşiktaş Cola Turka, bir diğer transferini ise Avustralyalı Brad Newley'i alarak gerçekleştirdi. Kısa forvet pozisyonunda görev yapan Newley geçtiğimiz sezonu Yunan ekibi Panellinios'da geçirmişti.
Labels: basketbol, beşiktaş, kartal, oyun kurucu, salon, sezon, transfer, türk, türkiye
Kartal'ı 40 derece sıcaklık karşıladı!

Barış Kupası'na katılacak Kartal, dün İspanya'ya gitti. Beşiktaş'ı Huelva'da taraftarı değil; 40 dereceyi bulan sıcak hava karşıladı
Beşiktaş dün sabah İstanbul'daki son idmanını yaptı ve İspanya'ya uçtu. Saat 15:00'te Sevilla'ya hareket eden siyah-beyazlı kafile, 4 saatlik yolculuğun ardından İspanya'ya ulaştı. Takım daha sonra otobüsle Huelva'ya geçti. Koreli Moon Tarikatı'nın uzun süredir düzenlediği ve Beşiktaş'ın 2004'te de katıldığı Peace Cup (Barış Kupası) turnuvasında Porto ve Lyon ile oynayacak Kartal'ı 11 günlük kampta sıcak hava da zorlayacak. Sevilla'da kafileyi karşılayan 40 derecelik yüksek nemli sıcaklığın Huelva'da 35 dereceye düşeceği öğrenildi.
Labels: beşiktaş, futbol, gol, hazırlık kampı, kartal, türk, türkiye
Tuesday, October 16, 2007
En güzel göğüsler onda!

Seksi model, pek çok erkek tarafından en güzel göğüslü kadın' ilan ediliyor ama karnındaki çatlaklarla dikkat çekeceğe benziyor.
Ünlü İngiliz futbolcu, Paul Gascoigne'nin kızı Bianca Gascoigne, yeni pozlarıyla yine çok ateşli ve seksi! Arka sayfa güzeli Bianca Gascoigne, birbirinden seksi pozlarıyla yine erkeklerin başını dönüdrmeye hazırlanıyor. Ancak güzel modelin karnındaki çatlakların ne olacağı da ayrı bir merak konusunu oluşturuyor.
Labels: fotomodel, gögüs, güzel, haber, kadın, magazin, manken
Afrodit hamile mi?

Bir ara konu hamileliğe gelince, sorular üzerine kaçamak cevaplar vermeye çalışan Alkan, hamile olup olmadığı konusunda net cevap vermekten kaçındı.
İşte programda yaşanan diyalog:
Banu Alkan: Ama müsade edin artık bebek sahibi olayım yani. Son tren kaçmadan.
Müge Dağıstanlı: Banu Hanım bir tedavi mi söz konusu?
B.A.: Hayır, Banu Alkan çok şükürler olsun, çok sıhhatli...
M.D.: Bir hamilelik söz konusu mu? Hamileliği kolaylaştıracak bir şey mi?
B.A.: Ben bilmem ki, ben hiçbir şey bilmem. Bilmiyorum olup olmadığımı şu an nerden bileyim ki...
M.D.: Şüpheleniyormuşsunuz ve onun üzerine gittiğinizi duydum.
Elif Güvendik: Önemli olan istemek değil mi?
B.A.: Çok istiyorum kalbine girdiyse
E.G.: Bir tane küçük Banu Alkan daha...
B.A.: Ya da bir Murat Taşdemir...
M.D.: İnanamıyorum… Banu Hanım hamile misiniz?
B.A.: Direk soruya bak. Bilmiyorum ki
E.G.: Biz pek dolandırmayı sevmeyiz direk.
B.A.: Direk mi? Bunları nereden, kim görmüş, duymuş...
M.D.: Bir gazeteci kaynağını söylemez. Çok sık İstanbul'a geliyorsunuz ve gelmelerinizin sebebi oradaki bir klinik çalışmaları.
B.A.: Oradakiler dedikodu yapıyor değil mi? Rutin bir kontrol.
M.D.: Rutin değil.
E.G.: Büyük ihtimalle hamile olduğunuzu düşünüyoruz biz.
B.A.: Neşem neyi ifade ediyor?
E.G.: Keyifli gözüküyorsunuz.
M.D.: Peki sağlıklı hamile yapabilecek misiniz? Derler ki, 43-44'e kadar doğum yapabilir kadınlar ki o bile sınır yaş. 46 yaşındasınız normal doğum yapabilecek sağlıkta mısınız?
B.A.: Sağlıklı olduğum için...
Kaynak : VATAN
Labels: afrodit, anne, banu alkan, gündem, haber, kadın, magazin, sinema, şarkıcı
Dolardan sınır ötesi yükseliş

Sınırötesi operasyona ilişkin kaygılarla dolar 1,2300 YTL’ye kadar yükseldi. Bankalararası piyasada dolar kotasyonları 1.23 YTL’ye çıktı. Dolar gün içinde en yüksek 1,2300 YTL’yi gördü.
58 bin 231 puana çıkarak haftaya rekorla başlayan İstanbul Borsası, güne düşüşle başladı. İMKB Ulusal 100 Endeksi açılışta 565 puanlık düşüşle 57 bin 666 puana geriledi. Hisse senetlerinin ortalama değer kaybı yüzde 1’i buldu.
Tahvil ve bono piyasasında en çok işlem gören 6 Mayıs 2009 vadeli tahvilin bileşik faizi de yüzde 16.45’e yükseldi.
PETROL FİYATLARI REKOR KIRDI
Petrol fiyatlarında yükseliş durmuyor. ABD ham petrolü 87 dolara yaklaşırken, Brent petrolü de 83 doları aştı.
Türkiye’nin Kuzey Irak’a operasyon düzenleme olasılığı petrol fiyatlarına yeni rekorlar kırdırıyor. ABD ham petrolü 86 dolar 79 sentle, Brent petrolü ise 83 dolar 26 sentle tarihi zirveye çıktı. Petrolün yükselişinde fonların emtiya genel olarak artan ilgisi de etkili oluyor.
Kaynak : AA
Labels: borsa, dolar, döviz, ekonom, ekonomi, haber, kuzey ırak, operasyon, para, piyasa
Carlos'un F.Bahçe pişmanlığı!

F.Bahçe'nin yıldızı Roberto Carlos, ülkesinin Globo Esporto gazetesine samimi açıklamalar yaptı. Carlos, F.Bahçe'de en mutlu dönemlerinden birini yaşadığını belirterek
"Keşke F.Bahçe'ye geçen sezon gelseydim. Bunun için pişmanım. Adeta ikinci baharımı yaşıyorum. F.Bahçe'de oynamaktan büyük keyif alıyorum" dedi.
Real gibi olacak
İspanya'nın Antena 3 kanalına da konuşan Carlos "Fenerbahçe tıpkı Barcelona, Real Madrid gibi bir takım olma yolunda" dedi. F.Bahçe ile üç yıllık sözleşme yaptığını hatırlatan tecrübeli futbolcu, "Yönetim isterse sözleşmemi iki sene daha uzatabilirim" diye konuşurken F.Bahçe'de hiç yabancılık çekmediğini de sözlerine ekledi.
Kaynak : Fotomaç
Labels: carlos, fener, fenerbahçe, futbol, futbolcu, haber, yorum
Tuesday, November 21, 2006
Özel tiyatrolar ucuz bilete karşı
Özel tiyatrolar, Şehir Tiyatroları’nın bilet fiyatlarının 1 YTL’ye düşürülmesine tepki gösterdi. Tiyatrocular, projenin tiyatroya emek verenlere yönelik ciddi bir haksızlık olduğunu belirtti

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin, 'tiyatroyu yaygınlaştırmak, olanakları kısıtlı izleyiciyi tiyatroyla buluşturmak’ amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İ.B.B.Ş.T) bilet fiyatlarında indirim yapmasına özel tiyatrolardan tepki geldi.
Yemeğe gitmediler
Özel tiyatrolar, 1 Aralık - 1 Şubat tarihleri arasında Şehir Tiyatroları oyunlarının 1 YTL’ye izlenebilmesinin doğru bir uygulama olmadığı görüşündeler. Öte yandan Tiyatro Yapımcıları Derneği (TİYAP) ve Özel Tiyatro Yapımcıları Derneği (ÖTD), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’ın, dün akşam projeyi açıkladığı toplantıya da katılmama kararı aldılar.
TİYAP ve ÖTD yaptıkları ortak açıklamada, “Projenin, tiyatro sanatının değerlerine, tiyatroya emek veren yazar, çevirmen, yönetmen, oyuncu gibi kişilere yönelik ciddi bir haksızlık olduğu kanısındayız. Bu nedenle toplantıya katılmıyoruz” dedi. Toplantıya katılmama kararı alan özel tiyatrolarla indirim uygulamasını konuştuk...
Yıldız Kenter
Kenter Tiyatrosu
Bu uygulama tiyatroya seyirciyi çeker mi çekmez mi bilmiyorum ama Şehir Tiyatrosu’na gidenleri memnun eder. Belediyenin projesi, sadece politik bir yatırım oluyor bu koşullar altında. Mesela belediye özel tiyatrolara da şöyle bir şey yapsa: Biletlerimizi 5 YTL’ye indirse, üstünü kendi karşılasa. O zaman benim aklım yatar böyle bir işe.
Kemal Aydoğan
Oyun Atölyesi
Sanatta damping olmaz. Bu kamu yararını gözeten bir tutum değildir. Kamu yararını gözetmek istiyorlarsa özel tiyatroların yapamadıkları büyük yapımları seyirci karşısına çıkarsınlar. Şehir Tiyatrosu çalışanlarının da sanat yönetmenlerinin de vicdanları varsa bu uygulamayı reddetmeleri ve kınamaları gerekir. Seçimlerin yaklaştığı bir dönemde bu olay vasat bir siyaset hamlesi gibi duruyor. Ayrıca şunu merak ediyoruz: Bu iki ay boyunca yazarların ve çevirmenlerin telifleri neye göre belirlenecek ve ödenecek? 1 YTL’ye göre mi, normal bilet fiyatı üzerinden mi?
Gencay Gürün
Tiyatro İstanbul
Ben bu uygulamanın mantıkla ilişkisini çözemiyorum. Tansaş ya da Gima’daki 'şu tarihten şu tarihe pirinç fiyatları düştü’ indirimi gibi bir şey bu. Ayrıca dünyada buna benzer bir uygulama var mı çok merak ediyorum. Şehir Tiyatroları’nda genel sanat yönetmenliği yaptığım dönemde seyirci problemimiz yoktu. Üstelik o zamanlar Şehir Tiyatroları ile özel tiyatroların bilet fiyatları arasındaki fark da bu kadar yüksek değildi. Şimdi bu farkı daha da arttırıyorlar. Peki iki aylık uygulama sonunda ne olacak? Seyirciyi iki ayda tiyatroya alıştıramazlar. Oraya eser gönderen yazarlara da haksızlık yapılıyor. Çünkü eser sahiplerine bilet satışı üzerinden telif ödeniyor.
Çelik Bilge
Semaver Kumpanya
Şehir Tiyatroları’nın bunu neden yaptığını anlayamıyoruz; zaten bilet fiyatları ucuz. Özel tiyatrolar devletten aldıkların desteğin yüzde 25’i oranında bir bileti il kültür müdürlüklerine verir ücretsiz olarak dağıtılması için. Zaten insanları tiyatroyla buluşturmak için biz böyle bir çalışma yapıyoruz. Belediye özel tiyatrolara destek olsaydı bilet fiyatları yüksek olmazdı.
Özlem Daltaban
DOT
1 YTL, 5 YTL diye rakam üzerinde çok konuşmak istemem ama üretimin seyircisiyle buluşması için mutlaka karşılıklı alışveriş olması gerektiğine inanıyorum. Ve bu bedellerin de düşük olmasını çok anlamlı bulmuyorum. Burada sanattan bahsediyoruz. Etin kilosunu düşürmüyorsunuz. Günlük ihtiyacı karşılayan bir şey değil ki. Dolayısıyla insanlarda gelme arzusunu yaratmak için fiyatın düşürülmesi bence çok anlamlı değil.
Hadi Çaman
Yeditepe Oyuncuları
Bunlar bazen ne yaptıklarını bilmeden yaşıyorlar. Bizim yolumuzu bir türlü anlamadılar. Yolumuz doğru ama ülkemiz yanlış. Özel tiyatrolarla ödenekli tiyatrolar arasında zaten bir uçurum var. Bu uçurumu daha beter bir tsunami haline getirmek çok dehşetengiz bir şey. Belediye bize de katkıda bulunsaydı bilet fiyatlarımızı düşürürdük.
Saturday, September 30, 2006
Farkedilmek için ne yapmalı
Çevrenizdekiler sizi fark etsinler
Karşı cinsten birini nasıl etkileyeceksiniz? İster yeni bir ortama girin, ister yıllardır içinde bulunduğunuz bir ortamda artık daha fazla fark edilmek isteyin, aşağıdakileri okuduğunuzda neler yapmanız gerektiğine dair bir şeyler fark edeceksiniz.
Bakımlı olun, kendinize güvenin ve bunu hissettirin
Kendine güvenen, başkalarına ihtiyacı olmadığını hissettiren insanlar her zaman daha çekici bulunmuştur. Kendine güvenin en önemli unsuru diğer insanların size bakışlarıdır. Bu bakışları olumlu kılmak için giyim önemli. Moda takibini mutlaka yapmalısınız. Bu sayede hem göze hoş görünecek, hem de kendinize baktığınızı göstermiş olacaksınız.
Bayanlar için ise takı ve mücevherat kullanımı, güzel bir makyaj, cilt bakımı önemli. Uyumlu takıların seçimi, kıyafete ve mekana uygun makyaj, dikkat çekici bir parfüm, sizi hemcinsleriniz arasında sivriltebilir.
Saç bakımı, hem erkekler hem de bayanlar için çok önemli. Vücudumuzun herhangi bir aksesuarla gizlmememize çok da elvermediği bu kısmı, mutlaka temiz, bakımlı ve şekillendirilmiş olmalı.
Dış görüntünüzde belli bir bakım düzeyini yakalayarak, insanların size imrenerek bakmasını sağlayabilir ve kendinize güveninizi arttırabilirsiniz.
Kişiliğiniz hareketlerinize yansısın
Hareketlerinizde doğal olun. Şirin gözükmek için yapmacık, size yakışmayan hareketler yapmaya çalışarak hem samimiyetsiz biri olarak görülürsünüz, hem de çevrenizdekilere yanlış elektrik verirsiniz. Yapmacık tavırlarınızdan etkilenip size yakınlaşanlar, sizi yakından tanıyınca sizden uzaklaşabileceği gibi, "asıl" sizden hoşlanacak olanlar da size hiç yakınlaşmamış olurlar.
Gülümseyin
Günümüzün stresli iş ortamında ve dünyasında insanlar televizyonlarda, gazetelerde, yürüdükleri sokaklarda zaten yeterince can sıkıcı şeyle karşılaşıyorlar. Gülümseyin. İnsanlar pozitif enerji yayan insanlara ihtiyaç duyarlar. Sürekli oflayıp puflayan, yüzü bir türlü gülmeyen biri ile arkadaşlık yapmak ister misiniz? Peki siz öyle biri olursanız, başka biri niye istesin? Gülümseyin, gülümsetin.
Diyaloglara açık olun
Etrafınızda sizin de arkadaşlık etmek isteyebileceğiniz insanlar size yakınlaşmak isteyebilirler. Bu insanlar sizinle herhangi bir bahane ile diyalog kurmaya çalıştığında onların heveslerini kırmayacak ve konuşmayı ilerletecek şekilde bir tavır takının.
İnternetten arkadaş bulma
Bilgisayar çağı geldi ya, artık internet üzerinde de ilişkiler cereyan ediyor. Hele hele notebook (laptop) bilgisayarların da yaygınlaşmasıyla, işten, evden, tatil yaptığınız yerden de internete bağlanarak, hem de arkadaş adaylarınız hakkında daha da rahat bilgi edinerek bir ilişki kurabiliyorsunuz.
İnternet üzerinden arkadaş edinme konusunda dikkat etmeniz gereken belki de en önemli nokta dürüst davranmanız. Kişilerin birbirini görmüyor olması nedeni ile internet - bilgisayar ortamı suistimale müsait. Bu nedenle karşınızdaki kişinin sizinle yakınlaşması başka bir ortamdakine oranla çok daha zor oluyor. Özellikle arkadaş bulma sitelerine kendinizle ilgili girdiğiniz bilgiler doğru olmalı. Özel hayatınızla ilgili bazı şeyleri saklamak isteyebilirsiniz ama verdiğiniz bilgilerin tümü doğru olmalı. Arkadaşlık sitesi bilgilerinize ekleyeceğiniz resimler de sizin güvenilirliğinizi arttıracak ve gerçek olduğunuza karşınızdaki insanı ikna edecektir. Bu resimlerden biri, internete girdiğiniz bilgisayarla (notebook - laptop kullanıyorsanız daha karizmatik olur tabi) beraber çekilirse, karşınızdaki size daha da kolay inanacaktır.
Diyelim ki arkadaşlık siteleri üzerinden arkadaşlar edindiniz ve onlarla buluşmaya karar verdiniz, ne yapmalısınız? Daha önceden bilmediğiniz, internetten tanıştığınız biriyle buluşurken şunlara dikkat edin:
Buluşmadan önce, hatta birkaç kere buluşmadan gerçek adresinizi kesinlikle vermeyin ve sizi evinize bırakmasını da istemeyin.
İlk buluşmada tenha bir yeri değil, kalabalık, şehir merkezinde ve güvenlik kuvvetlerinin devriye gezdiği bir yeri tercih edin.
En az bir tanıdığınız, o gün biriyle buluşacağınızı ve nerede buluşacağınızı, kaçta dönmeyi planladığınızı bilsin.
Yanınızda değerli takılar ya da pahalı araçlar bulundurmayın (pahalı bir cep telefonu, notebook gibi).
Herhangi bir şekilde kendinizi huzursuz hissederseniz, ayıp olur gibi düşüncelere girmeden buluşma yerini terk edin.
İlk buluşmayı geceden ziyade gündüz ve toplu taşıma imkanlarının da yoğun olduğu bir noktada gerçekleştirin.
İlk buluşmada nasıl davranmalı?
Okulda dersinize ilk kez giren bir İngilizce öğretmeni, üniversite yurdunda odanıza yeni taşınan bir kız arkadaş için bile ilk izlenimizin ne kadar kalıcı olduğunu bir düşünün. Buluşup tanışacağınız biri için, ilk izlenimin çok çok daha önemli olduğunu takdir edersiniz. O tanışacağınız insanla kimbilir ne güzel şeyler yaşama ihtimaliniz var, neden kötü bir ilk izlenim bırakıp bütün bu güzellikleri itesiniz ki?
Peki nelere dikkat etmelisiniz? Çok basit bir kaç kuralı hatırlayın, gerisini getirmeniz zor olmayacaktır:
Güler yüzlü bir merhabanın ardından küçük bir hediye - bir papatya mesela - ile onu da gülümsetin.
Karşınızdaki çekingen davranabilir, daha önceden neler konuşabileceğinizi düşünün. Uzun süreli sessizlikler, ortamdaki gerginliği arttırır. Yüzündeki tebessümün sönmemesi için çabalayın.
Tamam, konuşmayı sıcak tutun dedik ama sakın onu BAYMAYIN. Bir konuşma bombardımanı ile onu sıkmayın.
Aman dikkatli olun, günün heyecanıyla bir şeyler anlatmaya çalışırken kahvede ya da stadyumda konuşur gibi kötü sözler ağzınızdan çıkmasın!
Ve tabi ki susmasını bilin. Sizin anlatacak o kadar şeyiniz var da onun yok mu? O anlatmak istediklerini anlatırken ilginizi ona verin, aktif bir şekilde dinleyin ki onu daha iyi tanıyabilesiniz.
İlk buluşmanız nasıl seyrederse seyretsin ya da buluşma beklediğiniz gibi geçmemişse bile, güler yüzden vazgeçmeyin. Unutmayın, ilk buluşmanın heyecanıyla durumu iyi analiz edemiyor olabilirsiniz. Karşınızdaki insanı sakın içinde "Acaba ona kötü bir gün mü yaşattım?" düşüncesiyle göndermeyin. Unutmayın, o da sizin kadar heyecanlı ve gergin.
Beşiktaşım UEFA da gruplarda
Duran 2 topta kalesinde 2 gol gören siyah-beyazlı ekip, uzatmada CSKA'yı imha etti. İlk devrede atak olan taraf olsa da gol bulamayan Kartal, 60 ve 69. dakikalarda Runje'nin de katkılarıyla bir anda 2-0 geriye düştü.

Ancak telaş yapmayan siyahbeyazlı ekip, Marcio Nobre ile Bulgar takımının gardını düşürdü. Öldürücü darbe ise Bobo'dan geldi
Haydi bakalım sıra geldi gruplardan çıkmaya.Beşiktaşa UEFA da başarılar dilerim.
Ziyaretcilerde bu konudaki düşüncelerini alttaki comments linkine tıklayıp yazabilirler.
Saturday, September 02, 2006
Domain tescil
Bugün sörf yaparken merak ettim.Acaba yeni bir site açmak istesem domain tescili ne kadar tutar diye...
Biraz aramadan sonra bir baktım ohoo bir sürü domain tescili yapan firma var.Çeşit çeşit firmalar.
İşte bugün bunlardan bahsetmek istedim.
http://www.aydanhost.com firması alan adı kaydı 2.99$ olarak belirttiği bir ilan vermiş google adsenseye,sitesine gittim baktım.
2.99$ yıllık ücret ile .info uzantılı alan adı kaydediyorlar.
Alan Adı Uzantısı
.com
.net
.org
.biz
.info
.tv
.cc
.us
.eu
.com.tr
.gen.tr
.org.tr
.name
.k12.tr
.web.tr
.biz.tr
.gov.tr
.av.tr
.name.tr
.dr.tr
.bel.tr
.pol.tr
şeklindeki uzantılar ise bugün için 10.99 dolar tutuyor.
hosting hizmetleri ise
Linux Hosting
Windows Hosting
Linux Reseller (Bayi)
Windows Reseller (Bayi) olarak şekillenmiş.
http://domaintescil.com ise
alan adınızı hemen kaydedin diye başlamış.
"Artık alan adı (domain) kayıt işlemlerinizi DomainTescil.com adresinden hemen yapabilirsiniz. Üstelik yıllık sadece 14,00 USD (com,net,org,info,biz,name) ödeyerek. Kayıt işlemleri hemen tamamlanmaktadır. Aşağıdaki bölüme alan adınızı yazarak kayıt işlemine başlayabilirsiniz."
Dedikten sonra altınada domainin boş olup olmadığını araştırabileceğiniz bir arama kutusunu koymuş.
net tescil
http://www.progen.com.tr/icerik/ucretsiz_domain adresinden ulaşılabilir.
Bu sitede ise şöyle bir kampanya var.
"Sizlerden gelen yoğun talep üzerine ödemelerini yıllık ve banka havalesi / EFT yolu ile yapan yeni müşterilerimizin domain tescil işlemlerini ücretsiz olarak gerçekleştirebilmelerini sağlayacak bir sistem oluşturduk.
Bu sisteme göre ödemelerini yıllık (Banka havalesi / EFT) gerçekleştiren yeni müşterilerimiz NetTescil.com'da kullanmak üzere;
Başlangıç plan için 1 adet
Küçük plan için 2 adet
Midi plan için 4 adet
Büyük plan için 9 adet
Pro plan için 12 adet
ücretsiz domain kredisi (DCr) kazanacaklardır.Bu kampanyadan yararlanmak istemeyen müşterilerimiz ise yine NetTescil'den sadece 9.99 USD'ye domain tescil kredisi satın alabilirler. "
http://domain.markum.net/ te ise Türkçe Karakterli com, net, org ve TR uzantılı alan adı sorgu ve tescil hizmetleri veriliyor.
Burada ise .com 6.95 , .info ise 10.9.
Burada da alan adı seçiminizi yapabilmek için boş alan adlarını arayıp bulabileceğiniz bir arama kutusu var.Buradan tüm alan adları ile ilgili sorgu yapabiliyorsunuz.
Bu sitede de yine hostig hizmeti veriliyor.
Bankalar
Fortis
Yazlık veya kışlık; konut almak istiyorsanız, beklemeyin. Fortis Konut Kredisi desteği yanınızda. Üstelik, 25 yıla kadar tüm vade seçeneklerinde sadece %1,08 faiz oranıyla
http://www.fortis.com.tr/
http://www.fortis.com.tr/bireysel/konut_kredisi.jsp
Akbank
Akbank'tan kredi kullanın, hayalinizde eve çok avantajlı koşullar ile sahip olun.
Bireysel, şirket, ticari, kurumsal ve özel bankacılık hizmetleri.
http://www.akbank.com.tr/
Garanti Bankası
Konut Kredi Hesaplama sistemiyle isteğinize göre faiz hesapları yapabilirsiniz.
Garanti Bankası
Bireysel, kurumsal, ticari, işletme ve Internet bankacılığı hizmetleri vermektedir.
VakıfBank
VakıfBank
1954 yılında kurulan banka, özellikle bireysel kredi, ticari kredi, ve yatırım bankacılığı alanlarında çalışmaktadır.
Türkiye Halk Bankası
Oyak Bank
Oyak Bank
Oyak Bank Kredi Kartı'nın size sunduğu avantajlar, Maximum kart ile yeni fırsatlar yaratmaya devam ediyor...
Rüyalarınız gerçek oluyor. Oyak Bank ile dilediğiniz evi alacak, dilediğiniz koşullarda ödeyeceksiniz.
KOÇBANK
KOÇBANK Bireysel Krediler Hesaplama
Türkiye İş Bankası
Bireysel Krediler ve Ek Hesap Faiz Oranları
HSBC
http://www.hsbc.com.tr/
Hesap Makinası ile, almak istediğiniz kredi miktarı için aylık ne kadar ödemeniz gerektiği veya aylık ödeme miktarınız ile ne kadarlık kredi alabileceğinizi hesaplayabilirsiniz.
FinansBank
DenizBank
DenizBank ile artık siz de bir evsahibi olun! YTL ya da Dövize endeksli, uygun vade ve faiz oranlı konut kredilerimiz ile hayalinize ulaşın...
TEB
İnanılmaz ama gerçek Olaylar
İLGİNÇ OLAYLAR

-Sıcak ve kurak Afrika'da 18.02.1979 tarihinde Büyük Sahra çölüne kar yağdı.
-Futbolda Dünya kupası Okyanusya elemelerinde Avustralya, Amerikan Samoası'nı 31-0 yenerek bir resmi milli maçtaki en farklı skorlu galibiyeti elde etti.

-Kazakistan'da 7 yaşındaki bir erkek çocuğun karnında ikizi bulundu. Simkent şehrinde yaşayan çocuğun karnındaki şişliği fark eden
okul doktorunun hastaneye başvurması sonucunda hemen ameliyata alınan çocuğun karnından saçları ve tırnakları uzamış bir cenin çıkarıldı.
-İran'da, korkusunu bastırmak ve sıkıntılarından kurtulmak için madeni nesneleri yiyen genç kızın karnından ameliyatla yarım kilogram ağırlığında metal parçalar çıkarıldı. 17 yaşındaki genç kızın karnından çıkarılan madeni nesnelerin arasında jilet ve çiviler de bulundu.
-Amerika'nın Arkansas Eyaleti'nde 19 yıldır komada yatan Terry Wallis 13 haziran 2003 de hayata döndü.
Garip ama gerçek bilgiler
1 Nisan şakasının kökeni nedir?
1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını
Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce
Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25
idi. O zamanki iletişim şartlarında IX
Charles'in bu kararı fazla yayılamadı.
Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine
devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler.
Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak
nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü
adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz
hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet
ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar
sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca,
Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin
parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün
dünyaya yayıldı
tokuştururlar? Bu konuda iki ayrı açıklama
vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin
amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle
tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın
sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin
eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir
insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona
zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev
sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için
kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden
bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi.
Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir
böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için
kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı
kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi
denemeye gerek olmadığını gösterirdi.
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla
yerler?
Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının
yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde
yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde
eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı.
Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek
yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki
elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla
artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken
çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar
halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç
sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı.
Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar
fildişinden ve kemikten yapılırdı.
Dünyanın en çok söylenen şarkısı
hangisidir? Bu şarkı"Happy
birthday to you" dur. Şarkının asıl
kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir.
Orijinal adı " Good Morning to All"
yani " hepinize günaydın"dır. Daha
sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya
yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere
aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik
şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı
kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma
zorunluluğu vardır
İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun
milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının
çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır.
Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar
mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O
zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme,
kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan
ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan
kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı
da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın
yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü
ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah
giyinmenin amacı da mezarlıklarda
hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.
kollarına takarlar? Özel bir durum
veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların
çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk
sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha
hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp
zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten
saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır.
İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu
bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları
sol kollarındaki saati kurabilirler.
pasiftir? Çünkü şah koruma altındadır.
Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden
bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir
ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri
geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire
Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin
Kralın en büyük desteği olduğunu işaret
etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından
oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.
Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi
olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen
beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7
oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu.
Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki
ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının
7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti.
Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek
hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi.
Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da
tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak
kaldı.
kapıdır? Döner kapıların tek amacı
enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri
devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan
içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer
normal kapı kullanılırsa hava değişimi
nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır.
Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel
veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner
kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın
dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri
girmesini engeller.
yapışırlar? Buzun erimesi için yalnızca
sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki
buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt
tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde
ya da bir bardakta üstüste duran buzların
herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç
oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım
erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki
buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar
donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına
birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime
olmaz.
çeker? Aslında kumaş ıslanınca
lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması
gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki
deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha
fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.
Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş
lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk
ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama,
sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır.
Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri
belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında
çekmez.
Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu
Asya'da yaşayanların, japonların hatta
Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz
yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı
yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye
nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz
kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne
daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım
insanların gözlerini yoğun kar tabakasının,
göz kamaştıran ışığından korumak için
bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir.
Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun
kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul
çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye
indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil,
burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş,
burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır.
Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz
kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç
tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani
çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı,
demek daha doğrudur.
birbirine vurur? Bir insan büyük bir
tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca
vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda
olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana
mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk
insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı
önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki
kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine
vuruyormuş gibi görüntü verir.
Akıl yalanla gerçeği, doğruile yanlışı ayırabilme,
bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş
bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça
aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama,
ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak
çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına
kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra
sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay
karşısında aynı yeteneği gösterebileceği
anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını
aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en
basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç
olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza
yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar
gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka
IQ denilen testle ölçülebilir.
etkiler mi? İnsanlar arasında bu inanç
oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine
bağladıkları boş bir inancın günümüze
uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının
yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün
boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki
okyanusların gel-git denilen suların alçalması
ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi
vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı ,
okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani
Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız
dolunayda değil her gün olması gerekirdi.
Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir
etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık
miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde
biri kadardır
Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal
nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu
durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir
sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı
koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat
ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk
inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan
deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken
akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır.
Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir.
Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.
niçin hatırlamıyoruz? Bilim adamları
geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın
beynimizde anıveya öykü şeklinde organize
olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler
bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü
ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter
kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler
düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve
hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm
olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor,
öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne
yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında
kaydetmeye başlıyor.
Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun
yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir
ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde
30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları
zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca
yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de
yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun
mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür.
Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini
kazanabilirler. Su kaybını da dokularından
kaybederler, kandaki su etkilenmez.
yuvarlak, diğer tarafı sivridir? Eğer
köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık
bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı
geometrik şekil küredir ama bu şekildeki
yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı
belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez.
İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer.
Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani
düz bir yerde kaybolması olanaksızdır.
Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir.
İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel
kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri
iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik
biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin
nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek
olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.
Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi
sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler
dilimize ve dudaklarımıza aktarılır.
Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve
benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil,
mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır.
Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların
ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak
gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde,
karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların
doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla
içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini
taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.
Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle
de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı
"Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı,
moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı
moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili
hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi
ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin
karın bölgesindeki ışık organında bulunan
guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana
kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da
tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğin
ışık bölgesine yakın solunum organının
ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi
gerekmektedir
severler? Kedilerin sudan hoşlanmadığı
bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler.
Hava şartlarından dolayı ve de
tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler.
Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara
ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni
evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil
vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve
fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten
eski Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu
için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde
kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan
türleri ırmakların kenarlarında balık
avlayarak yaşamaktadır. Patileriile balıkları
sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen
girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları
onları ekmek ve sütle beslemişlerdir.
Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının
yarattığı beslenme alışkanlığından
kaynaklanmaktadır.
öterler? Sabah güneş doğarken ötmek
yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok
horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden
daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu
da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler.
Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler
ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman
sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün
doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle
ayarlanmıştır
nereye gidiyor? Sineklerin her türü kışın
ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla
birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya
karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına
girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden
etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları
yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa
veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan
etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca
yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.
nedir? Kalemin tarihi yazınınkinden de
eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla
duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal
kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez
kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk
modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet
görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme
tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca
hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi
basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya
da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri
uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan
yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep
kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş
minik bir bilye aracılığıyla aktarılır.
Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı
kaliteli kılmasıdır.
vurur? Bir sandalyeye rahatça oturup
bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının
hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma
minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak
ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki
duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir
ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara
hafif bir basınç uygulandığını ve
gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik
ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması
gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket
eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin,
yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin
komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı
refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi
veren önemli bir tanı yöntemidir.
Yapıştırıcıların sağladığı yapışma
olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka
bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar
yapıştırıcıları sentetik malzemeler
kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer
veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan
gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır.
Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki
madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir
bir yapıda olması gerekmektedir.
çarpımı (+4) tür? Haftanın beş günü
işe otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım.
Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor.
On milyon tutarında on tane bilet aldınız.
Hergün gidiş geliş kullandıkça iki tanesi
eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz
bu işi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız
(-2)x(+5)= 10 olur. Diyelim ki bayram tatilinin
iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma günlerine
geldi ve tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz.
İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu
hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani
ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak
yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz.İki
kere negatif hareketi "-2" bilet üzerinde
yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2) =(+4) bilet
kalıyor.
mu biter? Pille çalışan portatif
radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü
etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile
sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark
pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur.
Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen
akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden
büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi
olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.
soğuk tutuyor? Tek nedeni vardır,
vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş
iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki
genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki
hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler
tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk
vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de
ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı
başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya,
dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece
termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk
kalır.
nedir? Çok kişi "Save our Ship"
gemimizi kurtar; "Save our Soul"
ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals"
diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı
sanır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen
telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle
ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda
tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç
nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.
Saturday, July 15, 2006
İnternet'te kartalın doğumunu izliyorlar.
Kanada’nın Hornby Island adasında bulunan ve nesli tükenmekte olan beyaz başlı kartalların yumurtadan çıkması beklenirken, doğal hayatı koruma amaçlı kurulan internet sitesi, kartalın kuluçka dönemini internetten 24 saat canlı yayınlıyor. Yavruların yumurtadan çıkacağı gün siteye 10 milyona yakın ziyeretçinin gelmesi bekleniyor.
Hadi bakalım Kartal sevenler sizde aşağıdaki linkten kartalı gözlemeye...
Beyaz başlı kartalı canlı ve sesli olarak görüntülemek için
http://www.infotecbusinesssystems.com/wildlife/
Eagle eye cam-Kartala dikiz
bu linki tıklayınız.


